Foça bu hafta alışık olmadığımız bir manzarayla güne uyandı. Sokaklar denizle birleşmiş, kaldırım taşları suyun içinde yansımalarla dans ediyor gibiydi. Ama bu öyle sıradan bir su taşkını değildi… Sanki deniz, yıllardır hasret kaldığı kıyısına kavuşmak istercesine Foça’ya doğru koşmuştu.
Kimi “yine su bastı” dedi, kimi “Foça nefes alamıyor” diye üzüldü… Oysa ben başka bir şey gördüm. Bence Foça’ya bu kez romantik sular geldi. Nazlı nazlı ilerleyen, kimseye zarar vermek istemeyen, sadece “ben de buradayım” demek istercesine dokunan bir su…
Deniz bazen sadece dalga değildir; bazen duygudur, bazen özlemdir, bazen de susarak anlatılan bir hikâyedir. O gün Foça’da sanki biri birine kavuşmuş gibiydi; suyun rengi bile değişmişti.
Foça’yı romantik sular bastı derken aslında şunu demek istiyorum:
Kimi zaman taşkınlık bile zarif olabilir…
Kimi zaman bir sel bile şehre güzellik getirir…
Ve bazen, hayatın en beklenmedik anlarında bile bir sevda dokunuşu gizlidir.
Foça bu sefer ıslandıysa, nedeni sadece dalgalar değil… belki de kalplerin kıyıya vurmasıydı.