29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun! Bugün, Cumhuriyetimizin 102. yılını kutluyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bayraklar semalarımızı süslüyor; ama sadece süs değil bu görüntü — aynı zamanda bir hatırlatmadır: Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil; bölünmez bir bütünlüğün adıdır, bir milletin onurudur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi, Cumhuriyet “senin en kıymetli hazinendir.” Bu hazine kolay kazanılmadı; kan, ter ve fedakârlıkla yoğruldu. Ve ne yazık ki tarihin her döneminde, bu hazineyi kaybetmeye çalışacak iç ve dış bedhahlar ortaya çıktı. Bugün de dört bir yanımızı kuşatmış görünen tehditler varmış gibi hissedebiliriz. Ancak bilmeliyiz ki, Cumhuriyet’in gücü yalnızca toprağımız, ordumuz veya ekonomimiz değildir; esas güç milletin içinde, damarlarımızdaki asil kanda saklıdır.
Atalarımız bize bir şey öğretti: Bağımsızlık, bırakılacak bir miras değildir; her neslin yeniden koruması gereken bir vazifedir. “Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!” sözü, sadece bir çağrı değil; aynı zamanda bir görev tanımıdır. Bugün de vazifemiz aynı netliktedir: Cumhuriyetimizin kazanımlarını korumak, hukukuna, özgürlüğüne, laik ve çağdaş düzenine sahip çıkmaktır.
Son olarak şunu söylemek isterim: Cumhuriyet, bölünmez bir bütündür çünkü onu ayakta tutan milletin ortak iradesidir. Onu bölmeye ne güç, ne de para yeter. Çünkü bu topraklarda yetişen insanlar, sıradan değil; medeniyet tasavvuru olan, özgürlüğe inanan ve fedakârlığı kutsayan bir tarih bilinciyle yoğrulmuştur. Bugün o bilinci canlı tutmak bizlerin elindedir.
Cumhuriyetimizin 102. yılında; geçmişimize saygı, bugünümüze sorumluluk ve geleceğe umutla bakarak kutlayalım. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın bağımsızlık ve hürriyet!